Yine sevilen ve bilinen Agatha Christie romanlarından biri ile karşınızdayım. Evet yine bir Poirot öyküsü. Mevsime uygun okumaları severim. Madem yaz ayındayız. Bu roman için daha uygun bir zaman olmazdı. Nil'de Ölüm'ün garip bir şöhreti var. Agatha'nın sevilen kitapları arasında ve çok sayıda film uyarlaması mevcut. Bu tamamen kişisel bir düşünce tabi ama ben her zaman Agatha'nın hak ettiği ilgiyi göremeyen başka kitapları olduğunu düşünmüşümdür. Ama Nilde Ölüm romanını olay örgüsü, karakterleri, temaları ve hala polisiye edebiyatın en güçlü eserleri arasında görünmesi sebebiyle bu yazımda ele alacağım. Nil'de Ölümün konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, Linnet ve Jacqueline yakın arkadaştır. Linnet çok zengin bir kadındır ama bir hayat gayesi yoktur. Jacqueline ise hayatının aşkı olan Simon'la evlenip mutlu olmaktan başka bir şey düşünmemektedir. Simon işsiz olduğu için Linnet'ten onu işe almasını ister. Fakat Linnet Simon'ı işe almakla kalmaz, ...
Her şeyin başladığı cinayet! Bir dedektif efsanesinin başlangıcı! Bugün Hercule Poirot denildiğinde akla onlarca roman, unutulmaz vakalar, zekice çözülmüş cinayetler geliyor. Ancak her büyük hikayenin bir başlangıcı vardır. The Mysterious Affair At Styles yani Styles Köşkünün Gizemi , hem Poirot'nun ilk vakasını hem de Agatha Christie'nin yazarlık kariyerinin başlangıcını temsil eden özel bir roman olarak polisiye edebiyat tarihinde ayrı bir yere sahiptir. 1920 yılında yayınlanan bu roman ile Agatha polisiye tarihine şekil veren en etkili, en çok okunan yazar olacağından habersizdir. Daha da önemlisi bu kitap içim yarattığı Hercule Poirot'nun herkes tarafından çok sevilen ve dünyanın en zeki dedektifi unvanını gerçek bir kişi gibi hala üstünde taşıyan biri olacağını nereden bilebilirdi ki! Styles Köşkünün Gizemi ya da eski adıyla Ölüm Sessiz Geldi kitabının konusu; 1.Dünya Savaşının ardından Hastings arkadaşı John Cavendish'in annesinin Essex'teki köşkü olan St...