Ana içeriğe atla

Polisiye Edebiyatın En Cesur Hamlesi: Roger Ackroyd Cinayeti

 

Polisiye edebiyatın en büyük sürprizlerinden biri!

Akla hayale gelmeyecek bir son!


Agatha'nın onlarca romanı arasından seçim yapmak zor ama zekice kurgulanmış ve okurun zihninde ince ince örülen bir eser okumak isterseniz işte Roger Ackroyd Cinayeti tam olarak böyle bir roman. Bu kitap polisiye edebiyatı içinde özellikle sevilen bir eser. Çünkü gerek kurgusu gerek anlatım ustalığı olsun ilgi çekici bir tarzı var. Agatha bu eserde aslında sadece basit bir cinayet romanı yazmakla kalmamış, okurların polisiye bir romandan beklentisini adeta sonsuza dek değiştirmiş. Bu kitabın kurgusunu ve sonunu ben de efsanevi bulmama rağmen benim en sevdiklerim arasından yer almıyor. Tabi ki bu tamamen benim kişisel görüşüm. Burada katili yazacak değilim ama katili öğrendiğimde Agatha'ya kızdığımı hatırlıyorum, tamam çok etkileyici ve sürpriz içerikli bir son ama katil resmen ustalıkla gizlenmiş okuyucudan. Okuyucu bulamasın diye ne gerekiyorsa yapmış resmen. Neyse dediğim gibi tamamen benim görüşüm bu. 

Kitabın konusuna gelecek olursak; meşhur dedektifimiz Poirot artık kendini emekliye ayırmış ve bir köye yerleşmiş. Ondan asla umulmayacak bir performansla sakız kabağı yetiştirmeye özenmiş. Bir süre sonra -her zaman olduğu gibi- köyde bir cinayet işlenir. Yine ölen çok zengin bir adamdır ve Poirot da onu yakınen tanıyordur. Ölen adamı  tanıyan Dr. Sheppard ile birlikte bu cinayeti araştırırlar.

Yazıyı yazarken fark ettim. Bende kitabın Türkçe baskısı yokmuş. Benim Agatha Christie koleksiyonum ya  eski baskı Türkçelerden ya da ingilizce baskılardan oluşuyor. Böyle seviyorum diyebiliriz. Ama Altın Kitaplar bunu birkaç sene önce yeniden basmıştı. Belki onu alabilirim. Birkaç Agatha fanı bu kitabı çok sevdiği için ben şu an gereken önemi vermemişim gibi hissettim. Aslında eğlenceli bir kitaptı. TV dizisi uyarlaması da güzel. Hatta sonunda sürpriz sahneler var (bu yazıda çok fazla sürpriz dedim, farkındayım). Uyarlama derken tabiki ITV'de yayınlanan ve tek uyarlaması olan Poirot seçkisinden bahsediyorum. Noelde Cinayeti yazarken de aynı şeyi demiştim. İkisinin de film uyarlaması yok ama ikisi de harika kitaplar. BBC neden bunlara yoğunlaşmıyor bilemiyorum. Ayrıca şu aralar bu kitabın basımının 100.yılı oldu diye biliyorum. Bunun şerefine bile bu yıl bu kitabın filmi olabilir.

Kitaba dönecek olursak, birçok okur Dr Sheppard'ın kız kardeşi ile dedikodularını ve Poirot ile olan diyaloglarını severken ben Sheppard'ın kız kardeşini kesinlikle itici buluyorum. Bu arada bu karakter Agatha 'nın en sevdiği karakterlerden biri. Zeki bir karakter ama küçük yerlerde yaşayan ve sürekli dedikodu yapan, herkesin işine burnunu sokan teyzelerden hoşlanmıyorum (Miss Marple'a taş geldi). Ben bu kitapta cinayetin işlendiği geceyi ilgi çekici buluyorum. Özellikle cinayetten önce ve sonra malikane sahneleri güzeldi. TV uyarlamasında da öyle. Zaten malikaneyi de uyarlamada çok ilgi çekici bir şekilde tasarlamışlar, dönemin dekorasyon anlayışının dışında ki zaten Roger Ackroyd'un da böyle bir zevki olduığundan bahsediliyor.

Kitap genel olarak heyecan ve merak uyandıran bir kitap. Okumayanlar kendini sonunda şok olmaya hazırlasın. Katili tahmin etmek gerçekten zor. Aslında sonra Agatha'nın verdiği birkaç ipucunu takip edince o kişiden bir şüphelenmiyor değilsin. Bildiğim kadarıyla polisiye edebiyat içinde bu eserin kurgu ve tarzına benzer birkaç kitap var. Ama bunun başlangıç eserinin Roger Ackroyd Cinayeti olduğunu söyleyebiliriz. Hep söylerim, bir daha söyleyeyim, polisiye edebiyatta kurgunun tam oturması ve kitaba uyması çok önemli. Eğer oturmazsa birçok ipucu ve konu havada kalıyor. Maalesef böyle birkaç kitap var. Çok sevilmelerine ve okunmalarına rağmen havada kalan konular olunca benim ilgim azalıyor. Ama Roger Ackroyd Cinayeti kesinlikle öyle bir kitap değil. Polisiye türünün kurallarını değiştiren bir kitap olsaydı o bu olurdu. Kitabın sonuna geldiğinizde fark ediyorsunuz ki Agatha sizi ustalıkla bu tuzağa düşürmüş ve asla aklınıza gelmeyecek o katil bir anda mantıklı bir görüntüye giriyor.

Keyifli okumalar...







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ON KÜÇÜK ZENCİ- Adalet mi İntikam mı?

 Tüm zamanların en iyisi ! Basit ama zeki bir kurgu! On küçük zenci hakkında o kadar çok yazı yazıldı ki... Bu kitap hakkında İngilizce ve Türkçe o kadar çok okuma yaptım ki... Amacım tekrara düşmek değil elbette, ben bu kitap hakkındaki kendi kişisel görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Yaz aylarına giriş yaptığımızda hep on küçük zenci gelir aklıma. Kitapta bahsettiği Devon sahillerindeki gizemli zenci adası... Her yıl ritüeli olan Doğu Ekspresinde Cinayet ve Ve Perde İndi gibi kitaplar arasındadır benim için. Çizgiroman sever biri olarak Agatha'nın romanlarından uyarlama tüm çizgi romanları koleksiyonumda bulunuyor. On küçük Zenci, en popüler romanlarından biri olduğu için, birden fazla çizgiroman roman uyarlaması var. Yandaki fotoğraf da bendekilerden biri.  On Küçük Zenciyi ilk defa 2011 yılında okumuştum ve soluksuz okuduğum bir kitaptı, diyebilirim. 1939 yılında yazılan bir polisiye öyküsünün nasıl bu kadar etkileyici ve sürükleyici olduğuna şaşırmıştım. Çünkü şimdiki zam...

Agatha Christie Ve Kitapları

Bu bir giriş yazısı aslında. Bir Christie fanı olarak bu yazı ile bir yazı serisini başlatıyorum. Bu yazı Agatha Christie hakkındaki düşüncelerimi ifade eden bir giriş yazısı olacak. Size bir sır vereceğim. Agatha Christie okumaya üniversiteyi bitirdikten sonra başladım. Ne kadar geç kaldığımın farkındayım. Fakat bu durum ön yargılardan kaynaklanıyordu galiba. Evet kabul ediyorum, Agatha'nın romanlarının çok fazla bir edebi niteliği yok, okumak istemememin sebebi de buydu sanırım. Fakat okuduktan sonra anladım ki, kadın inanılmaz bir kurgu yeteneğine sahip. 70-80 arası bir sayıda romanı var sanırım. Ben de yarısını okumuşumdur muhtemelen. Kitaplarını yazdığı dönemi olan I. dünya savaşında 1970'li yılların II. yarısına kadar olan dönemi düşünürsek, ilk bakışta polisiye roman yazmak için ilgi çekici bir dönem gibi gelmiyor. Fakat, okudukça fark ettim ki inanılmaz bir potansiyel var. Polisiye ve cinayet konusunda inanılmaz yetenekli bu kadın. Çok başarılı bir şekilde cina...

Doğu Expresinde Cinayet ve Çizgi Romanları

  U zun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Agatha Christie'nin önemli ve en çok bilinen romanlarından biri olan Doğu Expresinde Cinayet benim de şahsi favorilerim arasında yer almaktadır. O nedenle hazır Şubat ayındayken ve ben yazmaya istekliyken bu yazıda bu kitabı ele almak istedim. Kitabın konusu zaten tüm dünyada biliniyor, bu nedenle ben uzun uzun kitabı analiz etmeyeceğim. Aynı isimle yazılmış çizgi romanlar da var. Bu yazımda onlardan bahsedeceğim ama genel olarak kısaca konudan da bahsetmek istiyorum. 1930lu yıllardayız. İstanbul'dan Calais'ye gidecek olan lüks doğu ekspresi treni 3 gün sürecek olan yolculuğuna başlamak üzeredir. Dedektifimiz Hercule Poirot Suriye'den Türkiye'ye yeni gelmiştir ve birkaç gün İstanbul'da gezme niyetindedir ama acil gelen bir telgraf ona hemen Londra'ya gelmesi gerektiğini söylemektedir. O da zar zor doğu ekspresinde yer bulur. Tren, o zamanlar Yugoslavya olan, Romanya civarında kara saplanır ve bu olayın sabahında ze...