Yine sevilen ve bilinen Agatha Christie romanlarından biri ile karşınızdayım.
Evet yine bir Poirot öyküsü.
Mevsime uygun okumaları severim. Madem yaz ayındayız. Bu roman için daha uygun bir zaman olmazdı.
Nil'de Ölüm'ün garip bir şöhreti var. Agatha'nın sevilen kitapları arasında ve çok sayıda film uyarlaması mevcut. Bu tamamen kişisel bir düşünce tabi ama ben her zaman Agatha'nın hak ettiği ilgiyi göremeyen başka kitapları olduğunu düşünmüşümdür. Ama Nilde Ölüm romanını olay örgüsü, karakterleri, temaları ve hala polisiye edebiyatın en güçlü eserleri arasında görünmesi sebebiyle bu yazımda ele alacağım.
Nil'de Ölümün konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, Linnet ve Jacqueline yakın arkadaştır. Linnet çok zengin bir kadındır ama bir hayat gayesi yoktur. Jacqueline ise hayatının aşkı olan Simon'la evlenip mutlu olmaktan başka bir şey düşünmemektedir. Simon işsiz olduğu için Linnet'ten onu işe almasını ister. Fakat Linnet Simon'ı işe almakla kalmaz, Jacqueline'in elinden de alır ve onunla evlenirler. Kalbi kırılan Jacqueline onları her gittiği yerde takip eder ve rahatsız eder. En sonunda olay Linnet'in şüpheli ölümü ile son bulur ama bu durum aslında sonun başlangıcıdır.
Hikaye örgüsü basit bir aşk üçgeni gibi görünse de arka planı çok farklı. Yine çok zekice kurgulanmış bir cinayet ile karşı karşıyayız. Aslında hikayenin özeti klasik Christie hikayelerinde verilen mesajla aynı: " Her şey göründüğü gibi olmayabilir". Burada da devreye tabiki usta dedektifimiz Poirot giriyor. Böyle şeyler tam da onun uzmanlık alanı.
Bu kitabın şüphesiz en dikkat çekici unsurlarından biri mükemmel bir Mısır gezisi olması. Agatha Christie ikinci eşi Max Mallowan ile Ortadoğuya ve çeşitli ülkelere yaptığı arkeolojik gezilerden hikayelerine inanılmaz materyaller çıkarmış ki çok akıllıca bir şey bence. Agatha Christie eserlerinde pek edebi betimlere göremeyiz ama Nil'de Ölüm'de bunu çok yeterli bir biçimde gösteriyor. Mısırın bunaltıcı yaz havasını soluyup Nil Nehrinde gece sessizce ilerleyen geminin çıkardığı sesleri duyabiliyorsunuz.
Üstte bendeki Nil'de Ölüm'leri görebilirsiniz. Tabiki çizgi roman versiyonu da var. NTV yayınlarının sınırlı sayıda bastığı ve bir daha basılmayan Agatha Christie serisinde Nil'de Ölüm de yer alıyor.
Romanın unutulmaz olmasını sağlayan özellikler biri ise Hercule Poirot'nun olayları çözme biçimidir. Poirot, fiziksel kanıtlardan çok insanların davranışlarını, duygularını ve çelişkilerini analiz eder. Onun sabırlı gözlemleri ve mantıksal çıkarımları, finalde tüm parçaların kusursuz biçimde yerine oturmasını sağlar. Bu açıdan ona hayranım.
Bendeki Nil Nehri haritası da bu yazıda bulunmalı bence. Kitabı okurken işinize yarayabilir.
Kitabın çok sayıda uyarlamasının olduğunu söylemiştim. Benim için ITV serisi vazgeçilmez bir seridir. David Suchet'in oyunculuğunu zaten çok başarılı bulduğumu daha önce de söylemiştim ama 2022 yılında yayınlanan ve Hercule Poirot'yu Kennet Branagh'ın canlandırdığı Nil'de Ölüm versiyonunu da çok beğendiğimi söylemeliyim. Heyecan verici ve sürükleyici bir uyarlama olmuş.
Son olarak, romanın finali Christie'nin en başarılı sürpriz finallerinden biri olarak kabul edilir. Çözüm açıklandığında, okur geriye dönüp baktığında bütün ipuçlarının aslında başından beri göz önünde olduğunu fark eder. İşte bu "şaşırtırken aynı zamanda ikna eden" kurgu, Nilde Ölümü polisiye edebiyatın zamana meydan okuyan klasiklerinden biri hâline getirmiştir.
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere...
Yorumlar
Yorum Gönder