Ana içeriğe atla

AGATHA- Agatha Christie'nin Çizgi Romanı

 
   
   Bir çizgi roman sever ve Agatha sever olarak "Agatha"nın yayınlandığını duyunca çok sevinmiştim. Agatha'yı 2018 yılında Karakarga yayınları çıkarmıştı. Hevesle ve sevgiyle okuduğumu ve o yaz yanımdan ayırmadığımı hatırlıyorum. Unutulmaz yazarların ya da klasiklerin çizgi roman olarak yayınlanması onları ölümsüzlüğe taşımada  bir kapı olabilir ama aynı zamanda okuyucuya da hayal dünyasında yarattıklarına bir çeşit yardımcı sunuyor diyebiliriz.
   Bu çizgi romanın kurgusal olarak ilerleyişini ve kareler arası sekansları çocukluğumda izlediğim çizgi filmlere benzettim. Bu da okuyucu için güvenli bir alan oluşturmuş oluyor aslında. Okuyucu bunun her zaman okuduğu ya da izlediği şeyden çok da farklı bir şey olmadığı hissiyatına kapılıyor. Ben Agatha Christie 'nin otobiyografisi olan "Hayatım"ı da okumuştum. Tabi ki çizgi roman versiyonu çok daha kısa ve genel tutulmuş ama bazı parçaların zihninizdeki ile eşleştiğini görmek mutlu hissettiriyor.
Çizgi romanın konusuna baktığımızda, yazarın çocukluğundan başlayarak ölümüne kadarki süreçte önemli sayılabilecek tüm olayların örgüsü anlatılıyor. Otobiyografiden farklı olarak bu çizgi roman yazarın ölümüne kadar anlatılıyor. Agatha, otobiyografiyi kendisi yazdığı için 1965 yılına kadarki sürece yer vermiş. Hatta hazır lafı açılmışken otobiyografi ile ilgili ufak bir yorumda bulunayım. Agatha çocukluğunu dolu dolu ve mutlu geçiren bir çocuk olmuş. Bunu da çok net ve detaylı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Fakat aynı detay örgüsünü yaşının ilerleyen dönemlerinde göstermemiş. Dolayısıyla çocukluk kısmı çok detaylı kalmış. Aslında bu kadar geç yaşında bu kitabı yazıp çocukluğundaki ninni, tekerleme ve rüyalarının detaylarını hatırlaması çok güzel bir şey. Belki de çocukluğunun hayatının en eğlenceli ve güzel dönemi olduğunu, ilerleyen süreçlerde parasızlıkla, yalnızlıkla ve bunalımlı süreçleriyle çok yorulduğunu vurgulamak istemişti, bilemiyorum. İki tane dünya savaşını yaşamış bir insan olması bile yeterli aslında. Bunun dışında otobiyografi içinde eşi Archibald Christie'nin onu aldatmasına ve akabinden ayrılık sürecine çok değinmiyor, sadece olayları anlatıyor. Bu konudaki hissiyatına yer vermemiş. Okuyucusu ile bunları paylaşmak istememesini anlıyorum. O tüm zamanların en çok okunan ve en çok dile çevrilen polisiye yazarı. Okuyucularının kafasında istenmeyen, aldatılan, terk edilen kadın imajı çizmek istememiş olabilir. Tabi ki bunları saklamamış ama duygularını da paylaşmak istememiş bence. Dolayısıyla meşhur kaybolma öyküsünü Agatha teyzenin ağzından öğrenemiyoruz. Fakat, çizgi romanda kayboluşu ile ilgili detaylara yer veriyor. Öykünün başı zaten bu konu ile başlayıp daha sonra bir başa dönüş ile kronolojik olarak ilerliyor. Bu arada otobiyografide yer alan ve Agatha Christie'nin çoğu yerde kullanılan fotoğrafları çizgi romanda başarılı bir şekilde resmedilmiş. Hatta gerçek olduğu bilinmese kurguya uygun bir şekilde konumlandırıldığı söylenebilir.
   Son olarak, çizgi roman bittikten sonra en arkada Agatha'nın tüm eserlerinin eksiksiz ve kronolojik bir listesi var. Kendi içinde Hercule Poirot'nun, Miss Marple'ın ve diğer dedektiflerinin olduğu eserler olarak ayrı bir kategorilendirme yapılmış. Bunu da çok faydalı buldum. Bir çok kitap sever okuduğu kitapların listesini oluşturur ya da not alır. Agatha Christie gibi çok esere sahip bir yazar için özel listeler hazırlanabilir. Ben öyle yapmıştım. Kronolojik sırayı takip eden bir Agatha Christie listem var. Agatha serisindeki kitapları okuyup okumadığımı bu listeye not alırım hep. Hatta biliyorsunuz, Agatha'nın kitapları bir çok kez beyaz perdeye ve televizyona uyarlandı. Bu film ya da dizi serilerinden izlediklerimi de not alırım ve bunu çok faydalı bulurum. zaten böyle harika bir yazarın külliyatını başka türlü takip etmek zor :) TV uyarlaması demişken geçen sene Mark Aldridge'in  " Agatha Christie's Poirot: The Greatest Detective In The World" kitabı yayınlanmıştı. Henüz Türkçe'ye çevrilmedi ve ben sabredemediğim için İngilizcesini okuyorum şuan. 
Bir sonraki yazımızın konusu belki de o olur.
İyi okumalar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ON KÜÇÜK ZENCİ- Adalet mi İntikam mı?

 Tüm zamanların en iyisi ! Basit ama zeki bir kurgu! On küçük zenci hakkında o kadar çok yazı yazıldı ki... Bu kitap hakkında İngilizce ve Türkçe o kadar çok okuma yaptım ki... Amacım tekrara düşmek değil elbette, ben bu kitap hakkındaki kendi kişisel görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Yaz aylarına giriş yaptığımızda hep on küçük zenci gelir aklıma. Kitapta bahsettiği Devon sahillerindeki gizemli zenci adası... Her yıl ritüeli olan Doğu Ekspresinde Cinayet ve Ve Perde İndi gibi kitaplar arasındadır benim için. Çizgiroman sever biri olarak Agatha'nın romanlarından uyarlama tüm çizgi romanları koleksiyonumda bulunuyor. On küçük Zenci, en popüler romanlarından biri olduğu için, birden fazla çizgiroman roman uyarlaması var. Yandaki fotoğraf da bendekilerden biri.  On Küçük Zenciyi ilk defa 2011 yılında okumuştum ve soluksuz okuduğum bir kitaptı, diyebilirim. 1939 yılında yazılan bir polisiye öyküsünün nasıl bu kadar etkileyici ve sürükleyici olduğuna şaşırmıştım. Çünkü şimdiki zam...

Agatha Christie Ve Kitapları

Bu bir giriş yazısı aslında. Bir Christie fanı olarak bu yazı ile bir yazı serisini başlatıyorum. Bu yazı Agatha Christie hakkındaki düşüncelerimi ifade eden bir giriş yazısı olacak. Size bir sır vereceğim. Agatha Christie okumaya üniversiteyi bitirdikten sonra başladım. Ne kadar geç kaldığımın farkındayım. Fakat bu durum ön yargılardan kaynaklanıyordu galiba. Evet kabul ediyorum, Agatha'nın romanlarının çok fazla bir edebi niteliği yok, okumak istemememin sebebi de buydu sanırım. Fakat okuduktan sonra anladım ki, kadın inanılmaz bir kurgu yeteneğine sahip. 70-80 arası bir sayıda romanı var sanırım. Ben de yarısını okumuşumdur muhtemelen. Kitaplarını yazdığı dönemi olan I. dünya savaşında 1970'li yılların II. yarısına kadar olan dönemi düşünürsek, ilk bakışta polisiye roman yazmak için ilgi çekici bir dönem gibi gelmiyor. Fakat, okudukça fark ettim ki inanılmaz bir potansiyel var. Polisiye ve cinayet konusunda inanılmaz yetenekli bu kadın. Çok başarılı bir şekilde cina...

Doğu Expresinde Cinayet ve Çizgi Romanları

  U zun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Agatha Christie'nin önemli ve en çok bilinen romanlarından biri olan Doğu Expresinde Cinayet benim de şahsi favorilerim arasında yer almaktadır. O nedenle hazır Şubat ayındayken ve ben yazmaya istekliyken bu yazıda bu kitabı ele almak istedim. Kitabın konusu zaten tüm dünyada biliniyor, bu nedenle ben uzun uzun kitabı analiz etmeyeceğim. Aynı isimle yazılmış çizgi romanlar da var. Bu yazımda onlardan bahsedeceğim ama genel olarak kısaca konudan da bahsetmek istiyorum. 1930lu yıllardayız. İstanbul'dan Calais'ye gidecek olan lüks doğu ekspresi treni 3 gün sürecek olan yolculuğuna başlamak üzeredir. Dedektifimiz Hercule Poirot Suriye'den Türkiye'ye yeni gelmiştir ve birkaç gün İstanbul'da gezme niyetindedir ama acil gelen bir telgraf ona hemen Londra'ya gelmesi gerektiğini söylemektedir. O da zar zor doğu ekspresinde yer bulur. Tren, o zamanlar Yugoslavya olan, Romanya civarında kara saplanır ve bu olayın sabahında ze...